Şema Terapi Nedir?

Şemalar bizim dünyayı, ilişkileri ve kendimizi nasıl gördüğümüzdür. Hayatı anlamlandırmamızı sağlayan kalıplar, hayata baktığımız pencerelerdir. Şema Terapi; bağlanma ve nesne ilişkileri kuramları, bilişsel, yaşantısal ve geştalt terapi öğelerini bir arada toplayan bütüncül bir yaklaşımdır.

Şema Terapi Nedir ?

Şema Terapi; bağlanma ve nesne ilişkileri kuramları, bilişsel, yaşantısal ve geştalt terapi öğelerini bir arada toplayan bütüncül bir yaklaşımdır.  Özellikle kronik depresyon, kişilik bozuklukları, tekrar eden yaşam/ ilişki döngüleri üzerinde etkili bir terapidir.

Şema nedir?

Şemalar bizim dünyayı, ilişkileri ve kendimizi nasıl gördüğümüzdür. Hayatı anlamlandırmamızı sağlayan kalıplar, hayata baktığımız pencerelerdir. Bu açıdan şemalar her zaman hayatımızda uyum bozucu şekilde bulunmazlar.    

Şema Terapi’nin kurucusu Jeffrey Young erken dönem uyum bozucu şemaları şu şeklilde açıklamıştır:

“Şemalar bizim bildiklerimizdir. Bizi zor durumlara soksalar da, bunu bir şekilde tanıdık ve rahatlatıcı yollarla yaparlar. Kendilerini ‘haklı’ hissederler. Bilişsel olarak, şemalar dikkatimizi şemanın kendisiyle tutarlı olan bilgiye çevirirler ve bizim şemaya ‘uygun’ şeyleri hatırlamamızı sağlarlar.” 

 Şema Terapi, Jeffrey Young’ın açıkladığı erken dönem uyum bozucu şemalar üzerine çalışır. 

Şemalar Nasıl Gelişir?

Her bireyin bebekliğinden itibaren karşılanması gereken temel duygusal ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlar çocuğa, aileye veya yaşanılan ülkeye göre değişmez; evrenseldir. 

Erken dönem uyum bozucu şemalar, erken çocukluk döneminde karşılanması gereken bu temel duygusal ihtiyaçların karşılanmaması sonucu oluşur. Oluşan şemalar, ilerleyen dönemlerde çocuğun ne kadar desteklendiğine, sonradan ihtiyaçlarının ne kadar karşılandığına, çevresel destek sistemine göre pekişebilir veya uyum bozucu olmaktan çıkabilir.

Şema Terapi’de temel duygusal ihtiyaçlar:

Yetişkinlik dönemine kadar varlığını sürdüren ve uyum bozucu olan şemalar; kişinin hayatında sürekli tekrarlayan yaşam döngüleri, kronik depresyon, anksiyete, mükemmeliyetçilik, bağlanma sorunları, öfke kontrolünde zorluklar, boşluk hissi, tatmin olamama, ilişkilerinde zorlayıcı problemler yaşama gibi şekillerde kendini gösterebilir. Örneğin, erken çocukluk döneminde ebeveynlerinden yeterince ilgi, sıcaklık, sevgi alamamış bir çocuk yetişkinliğinde hiçbir zaman sevilmeyeceğini, sevilmeye layık olmadığını, kimse için özel biri olmadığını düşünebilir veya diğer birçok şey yolunda gitse de tanımlayamadığı bir boşluk, mutsuzluk, kendisine gösterilen sevgiden, ilgiden tatmin olamama gibi problemler yaşayabilir. Böyle bir durumda kişide duygusal yoksunluk şemasının varlığından söz edebiliriz.    

 Bir başka örneği ele alacak olursak; erken çocukluk döneminde takdir edilmemiş, eleştirilmiş bir çocuk, yetişkinliğinde de yetersiz veya beceriksiz olduğunu, hiçbir şeyi başaramayacağını düşünebilir. Bu çocuk, yetişkinlik döneminde eleştiriden uzak kalmak ve takdir görmek için kendisini işiyle ilgili gereğinden fazla hırpalayabilir, küçük başarısızlıklar veya eleştiriler karşısında aşırı reaksiyon gösterebilir veya ne kadar büyük başarılara imza atsa da bunların içini doldurmadığını, başarmış gibi hissedemediğini söyleyebilir. Bu kişide çocukluk döneminde takdir edilme ihtiyacının karşılanmaması sonucu başarısızlık ve/veya kusurluluk şemalarının geliştiğini söyleyebiliriz. 

Şemalar

Şemalar Nasıl Varlığını Sürdürür?

Şemalar sürekli kendilerini haklı çıkarmak, doğrulamak isterler. Şemaların varlığını sürdürmesinde, şemayla başa çıkma biçimlerimizin etkisi büyüktür.

Çocukluk döneminden itibaren şemaların yarattığı duygusal zorluklarla çeşitli başa çıkma biçimleri geliştiririz. 3 tür başa çıkma biçimi vardır. Bunlar: teslim, kaçınma, ve aşırı telafidir.

Başa çıkma biçimleri farklılık gösterdiği için, aynı şemalara sahip olsalar da her bireyde aynı davranış örüntülerini görmeyiz. Örneğin; kusurluluk şeması ile başa çıkma davranışları farklı bireylerde şu şekillerde görülebilir:

Farkında olunmasa da bu 3 farklı başa çıkma biçiminde de şemanın söyledikleri doğrulanır.

Size yetersiz olduğunuzu, bir şey beceremediğinizi, gerçek halinizi tanısa insanların sizinle ilişki kurmak istemeyeceğini söyleyen kusurluluk şeması; teslim olduğunuzda sizi aynı kendisi gibi eleştiri yağmuruna tutan, aşağılayan bir ortamda tutar ve kendinizi buna layık görüp şemaya hak verir, onun söylediklerini kabul edersiniz. 

Kaçındığınızda, kusurlarınızın (?) görünmemesi için çok fazla göz önünde bulunmamaya çalışır veya kendi duygu ve düşüncelerinizi açıklamaktan kaçınırsınız. Bunları neden yaparsınız? Çünkü aynı şemanızın size söylediği gibi kusurlusunuzdur. Kaçınma yoluna gittiğinizde de yine şemaya hak vermiş, onu doğrulamış olursunuz. 

Aşırı telafide, farkında olmasanız da içinizde bir ses size yetersiz/ kusurlu olduğunuzu söylediği için sürekli bunun tersini, yani aslında öyle olmadığınızı, ne kadar mükemmel olduğunuzu kendinize veya başkalarına kanıtlamaya çalışırsınız. Yani aslında siz daha en başında şemaya hak verdiğiniz için bu aşırı telafi edici davranışları gösterme gereği duyarsınız.    

Dolayısıyla bu 3 başa çıkma biçiminin de aşırı kullanımı uyum bozucu şemalarınızı doğrulayarak, bu şemaların daha da pekişmesine, sürmesine hizmet eder. 

Şema Terapi’de Modlar

Yetişkinlik döneminde yaşadığınız bazı sıkıntılar karşısında çevrenizin ve sizin anlamlandıramadığınız tepkiler gösterdiğiniz oldu mu?

Bazı olaylar karşısında herhangi başka birinin göstereceğinden veya beklenenden daha çok üzülebilir, daha çok öfkelenebilir, daha çok kaygılanabiliriz… Çünkü bu duygular bize tanıdıktır. Her ne kadar şu an bir yetişkin olsak da, bu tanıdık duygular karşısında bir çocuk gibi üzülür, öfkelenir, kaygılanırız… Bu bizim çocuk modumuzdur (tarafımızdır).  

Şemaların bize söyledikleri, aslında çoğunlukla çocukluk döneminde ebeveynlerimizin veya bakımverenlerimizin, öğretmenimizin veya bir akranımızın sesidir. Çocukluk / ergenlik döneminde duyduğumuz bu sesleri olduğu gibi kabul eder, içselleştiririz. 

Örneğin yüksek standartları bulunan,  başarı odaklı olan ve başarılı olmadığı durumlarda çocuğa ilgi ve sevgi göstermeyen bir ebeveynin çocuğunu düşünelim. Bu çocuk başarılı olmadıkça sevilmeyeceğini, kabul görmeyeceğini düşünebilir ve herhangi bir başarısızlık durumunda bunun olağan bir durum olduğunu düşünüp farklı yolları denemektense, kendisini değersiz hissederek hayal kırıklığı, öfke veya üzüntü yaşayabilir. Yetişkinlik döneminde yaşadığı küçük veya olağan başarısızlık durumlarında aynı çocukluğunda öğrendiği gibi kendisine “Başarısızsan değersizsindir, insanlar seni sevmeyecek, yalnızca başarılı olursan mutlu olmayı hak edebilirsin.” gibi şeyler söyleyebilir. Bunları söyleyen modumuz (tarafınız) cezalandırıcı ebeveyn modudur

Bunların yanında bir de sağlıklı yetişkin modumuz vardır. Sağlıklı yetişkin modu; çocuk modlarımızın ihtiyaçlarını gören, bu ihtiyaçları karşılamaya çalışan, ebeveyn modlarının seslerini kısan, işlevsiz başa çıkma biçimleri yerine sağlıklı baş etme biçimlerini kullanan modumuzdur.

Modları; ebeveyn modları, çocuk modları, başa çıkma modları ve sağlıklı yetişkin modu olarak sınıflandırırız. 

Çocuk Modları

Ebeveyn modları

Başa Çıkma Modları

Sağlıklı Yetişkin Modu

Şema Terapi'de Hedef ve Değişim

Terapi sürecinde amaçlarımız; sizin ‘kırılgan, öfkeli, dürtüsel…’ çocuk modunuzu (tarafınızı) anlamak ve onun geçmişte karşılanmamış temel duygusal ihtiyaçlarını sağlıklı yollardan karşılamak, işlevsel olmayan ebeveyn modlarınızın sesini kısmak, sağlıklı yetişkin ve mutlu çocuk modlarınızı daha çok hayatınızın içine almaktır.    

Şema Terapi sürecinde danışanın temel duygusal ihtiyaçlarını, şemalarını, modlarını ve başa çıkma biçimlerini öğrenmesi kişinin kendini keşfetmesini ve uyum bozucu şemalarını değiştirmesini sağlar. Değiştirmek istediği, artık onu yoran, önüne engel olan taşları ortadan kaldırmak ve yeni yollar denemek ise yolunu istediği yöne çevirmesini sağlar. 

Şemalarınızın sizi nasıl etkilediğini merak ediyor musunuz?

Daha sağlıklı ilişkiler, artan öz güven ve iç huzur için randevu oluşturabilirsiniz.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir