Yalnızlık: Bağlanma Stilleri Açısından Yalnızlık Hissi

Yalnızlık hissi, zaman zaman hepimizin hissedebileceği bir duygu. Yalnızlık, tek başınalık olarak kolayca tanımlanabilmesine rağmen; yalnızlığı deneyimleyen kişi için yaşadığı duygu oldukça karmaşık olabilir.
yalnizlik-hissi

İnsan Kendini Neden Yalnız Hisseder?

Yalnızlık hissinin altında yatan sebep bazen anlaşılamama, bazen içtenliğin, sıcaklığın eksikliği, bazen aynı zevklerin paylaşıldığı sosyal ilişkilerden yoksun olma, bazen de aidiyet eksikliğini içerir. Kimi için bu geçici bir duygu olabilirken, kimi için kronik, derin bir yaradır adeta. Bir süre sonra hissizliğe, boşluğa dönüşebilir. Bu yazımda yalnızlığın iki çeşidini, neden bazılarımızın yalnızlığı daha kronik ve derin bir şekilde hissettiğini anlatmaya çalışacağım. Bunun için geçmişe gitmemiz kaçınılmaz.

Bağlanma Stilimiz ve Yalnızlık Hissi

Her birimiz aslında içimizde o küçük çocukları barındıran yetişkinleriz. Kimimizin içindeki çocuğun ihtiyaçları daha çok karşılandı. Bu nedenle kendini güvende, huzurlu, değerli hissediyor. Kimimizin çocuğunun ise ihtiyaçları yeterince karşılanmadı ve bu nedenle kendini güvende, değerli, seviliyor hissedemiyor. Bu farkı açıklayabileceğimiz birçok teoriden biri Bowlby’nin Bağlanma Teorisi’dir. Bowlby, doğumdan itibaren anne ile bebek arasında kurulması gereken ilişkiyi bağlanma olarak adlandırır. Bowlby’e göre bağlanma, insanın hasta olduğunda, korktuğunda, yorgun düştüğünde bağlanma figürü ile kurmak istediği duygusal yakınlığa karşı duyulan güçlü bir istektir. 3 çeşit bağlanma şekli bulunur. Bunlar güvenli bağlanma, kaçıngan bağlanma ve kaygılı bağlanmadır.

Eğer anne bebeğin tepkilerine karşı duyarlı davranıyorsa, onu sıcak tutuyor, ağladığında bebeğin neye ihtiyacı olduğunu anlayabiliyor ve onun yanında oluyorsa, huzursuz olduğunda onu yatıştırıyorsa, fiziksel yakınlık gösterebiliyorsa, bebek için anne ulaşılabilir bir figürse… bebek güvenli bağlanır.

Eğer anne; bebek huzursuz olduğunda yanında olmuyorsa, ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa, duygusal ve fiziksel sıcaklık göstermiyorsa, temas etmiyorsa, stresli olduğunda destek vermiyorsa, bebeği sık sık yalnız bırakıyorsa, reddediyorsa… bebek kaçıngan bağlanır.

Eğer anne bebeğin ihtiyaçlarından çok kendi ihtiyaçlarına öncelik veriyorsa, ilgi ve bakım konusunda dengesiz bir tutumla yaklaşıyorsa, mücadeleci davranıyorsa… bebek kaygılı bağlanır

 

Araştırmalar göstermektedir ki, bağlanma çeşidi bebeğin zihinsel modellerini oluşturmakta ve bu modeller ergenlik ve yetişkinlikte bireyin kendisi, başkaları ve dünyayla ilgili düşünce ve davranışlarını şekillendirmektedir.

Yani bebek güvenli bağlandıysa, annesi gibi başkaları da güvenlidir. Güvenli bağlanan bu bebek, ergenlik döneminde daha destekleyici arkadaşlıklar kurar, problem çözme becerisi gelişmiştir, destek istemekten kaçınmaz, olaylar karşısında esnek bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla bu bebek, yetişkin olduğunda başkalarını, dünyayı güvenli olarak görür, sevildiğini hisseder ve sosyal ilişkiler kurmada diğer bağlanma stillerine göre daha başarılı olur.

Bebeğin bağlanma şekli güvenli bağlanma değilse, annesi gibi (bakımvereni gibi) başkaları da, dünya da güvenli değildir. Dünyadaki ilk deneyimini bu şekilde yaşayan biri, içselleştirdiği bu deneyimle birlikte başkalarına karşı tedbirli, soğuk veya kaçıngan davranabilir. Sosyal ilişkiler veya romantik ilişkiler kurmaktan uzak durabilir veya bağlanma figürüyle (anne) kurduğu güvensiz ilişkinin benzerini tekrar tekrar deneyimleyeceği ilişkiler yaşayabilir. 

Yalnızlık ve bağlanma şekli üzerine yapılan çalışmalarda güvenli bağlananların yalnızlık puanları diğer bağlanma şekillerine göre daha düşük bulunmuştur. 

duygusal-yoksunluk

Sosyal Yalnızlık ve Duygusal Yalnızlık

Elbette güvenli bağlananlar da yalnızlık hissedebilirler. Burada yalnızlığın 2 çeşidine değinmeliyiz: sosyal yalnızlık ve duygusal yalnızlık. Bu ayrım, yalnız olmakla yalnız hissetmek arasındaki farka benzer.

Sosyal yalnızlık; aynı zevkleri paylaşabileceği kişilerden uzak olma, ihtiyaç duyulan sosyal ilişkilerin olmaması anlamına gelir. Sosyal yalnızlık, bir gruba ait olmama, olayların dışında olma olarak açıklanabilir. Sosyal yalnızlığı yaşayan kişi sıkıntılı hissetse de, kendisinin çaba göstermesi veya içinde bulunduğu geçici dönemin bitmesi (yaşadığı şehirden uzaklaşma gibi) veya yeni kurulan sosyal ilişkiler ile sona erer. 

Duygusal yalnızlık ise, daha çok bağlanma figürü ile kurulan ilişki ile ilgilidir. Duygusal yalnızlık; kurulan sosyal ilişkilerde samimiyetin, içtenliğin, sıcaklığın hissedilememesi durumudur. Duygusal yalnızlık, fiziksel olarak yalnız olmamaya rağmen, içtenlik ve samimiyetin eksikliğinden dolayı kişinin yalnız hissetmesidir. Duygusal yalnızlık genellikle bir gruba değil, arkadaşa veya partnere yöneliktir. Duygusal yalnızlık, terk edilmişlik ve kaygı duygularını beraberinde getirir. 

Yalnızlık Hissini Anlamak ve Baş Etmek

Yalnızlığın hangi çeşidini yaşadığınıza göre, bu hissi azaltmaya yönelik yapılabilecekler de farklılık gösterir. 

Eğer yaşadığınız sosyal yalnızlık ise; sosyal ilişki kurma becerilerinizi geliştirmek, aynı zevke sahip olabileceğiniz kişilerle daha çok iletişim kurmak, sahip olduğunuz koşullar imkan vermiyorsa farklı alternatifler üretmek ( Örn. pandemi döneminde sosyal ilişkilerden uzak kalmak zorunda kaldık. Bu nedenle görüntülü görüşmeleri daha sık kullanmaya başladık.) basit ama etkili çözümlerdendir.

Eğer yaşadığınız duygusal yalnızlık ise, bağlanma çeşidinizin hangisi olduğunu bulmaya çalışabilirsiniz. Bağlanma figürümüzle kurduğumuz ilişkiyi içselleştiririz. İçselleştirdiğimiz bu bağlanma eğer güvensiz bağlanmaysa; yetişkin hayatımızda da dünyayı, insanları, ilişkileri güvensiz olarak görürüz ve bu durum bizi yalnızlığa sürükleyebilir. İçselleştirdiğimiz, doğru kabul ettiğimiz bu inançları (Örn. insanlar güvensizdir.) tekrar sorgulamaya ihtiyacımız olabilir. 

Psikoterapiye başlamak; farkındalık oluşturmanızı, içselleştirdiğiniz bu inançları sorgulamanızı, bastırdığınız duyguları yaşamanızı sağlar.

Duygusal yalnızlığınız, öncelikle terapistiniz ile kurduğunuz terapötik ilişki ile azalmış olur. Bunun desteği ile psikoterapi sürecinde zamanla kendinizi tanıyabilir, yeni ilişkiler kurabilirsiniz.  

Unutmayın, yalnızlık üstesinden gelinebilecek bir duygudur.

Kaynak: Karakuş, (2012). Ergenlerde Bağlanma Stilleri ve Yalnızlık Arasındaki İlişki.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir